Puanım: 6.5/10
BoardGameGeek: Skip-Bo (1967)
Şu ana kadarki verdiğim en düşük puanlardan biri olsa da ben bu oyunun gerçekten ilginç ve oynanması gereken bir kutu oyunu olduğunu düşünüyorum. Kusursuz olduğu için değil, aşırı keyifli olduğu için değil. Ama yetmişlerden kalma ve modern basit oyunların atası denilebilecek güzel, farklı bir oyun olarak benim ilgimi çekti diyebilirim.
Oyunun inanılmaz büyük bir zaman problemi var. Oyun bazen aşırı takılıyor, bazen aşırı hızlı akıyor. Neredeyse her şey şansa dayalı. Evet, taktiksel plan yapan, zeka üzerine ilerleyen, bir adım öncesini düşünen, planlayan oyuncu oyunu kazanabiliyor. Beş maçın üçünü o oyuncu alabilir. Ancak bu oyunun genel yapısını değiştirmiyor. Bence sorun oyunun donması, takılması, yavaşlaması, kilitlenmesi problemi. Bu durum oyun deneyimini ciddi şekilde etkiliyor.
Öncelikle aşırı fazla etrafa yayılıyoruz. Çok fazla kart var, her yer kart oluyor. Sürekli olarak masada yeniden deste oluştur, yeniden deste dağıt, sürekli bunlarla uğraşıyorsun. Bu da oyunun akışını bozuyor ve insanları yoruyor. Oyun ilerledikçe masada bir kaos oluşuyor ve bu kaos oyunun keyfini kaçırabiliyor.
Oyunun tasarımları zaten dünyanın en standart Uno tasarımları. Materyal vasat, ortalama, yani söylenecek bir şey yok o taraflarda. Beklentinizi yüksek tutmayın, çünkü bu konuda oyun sizi hayal kırıklığına uğratacak.
Ben bu oyuna şunu derdim: Ailenizle oynayabileceğiniz, onları kutu oyunlarına alıştırmak için kullanılabilecek bir oyun. Muhtemelen bir süre boyunca düzenli olarak oynamak isteyecekler ama sonrasında oyunun aksadığı, tıkırdadığı, sorun yaşadığı, problem olan kısımlar o kadar ağır basacak ki onlarla oynamak istemeyip artık bir adım ötesine gitmek isteyecekler. O yüzden bence bu oyun bir geçiş oyunu olarak, ortalama bir geçiş oyunu olarak iyi olabilir.
Şunu da söyleyeyim ama bunu detaylandırmam gerekiyor. Benim puanlama şeklimde altı buçuk verdiğim için oyunun iğrenç olduğu anlamına gelmiyor. Beş dünyanın en ortalama, en vasat oyunu demek. Altı onun bir gıdım üstüne çıkmış, biraz keyif alabileceğin ama muhtemelen seçip oynamak istemeyeceğin oyun demek. Altı buçuk bunun bir kademe üstü. Yedili bir oyun herhangi bir an ortalama çıkartıp biraz keyif alıp eğlenip takılıp kapatacağın bir oyun iken oradan sekize dokuza çıktıkça artık oyunun kalitesi ve seviyesi artıyor. Bir oyunu dört demedikçe "iyi sakın oynamayın, almayın" demem. Kütüphanemizde bulunsun, doğru zamanda doğru insanlarla oynanabilir bir oyun.
Neden bu kadar:
Neden daha yüksek değil:
Skip-Bo, ailenizi kutu oyunlarına alıştırmak için kullanabileceğiniz bir geçiş oyunu. Ama uzun vadede rafa kaldırılacak türden bir tasarım. Eğer elinizde daha iyi alternatifler varsa onları tercih edin. Ama kütüphanede bulunması, doğru zamanda doğru insanlarla oynanması gereken bir oyun.
2 ile 6 kişi arasında oynanabiliyor. 2 ile 4 kişilik oyunlarda her oyuncuya 30 kart dağıtılıyor. 5 ile 6 kişide bu sayı 20'ye düşüyor. İsterseniz daha kısa bir oyun için 10 kart da dağıtabilirsiniz.
Amaç istif destenizdeki tüm kartları ilk bitiren oyuncu olmak. Sıranızda elinize 5 kart çekiyorsunuz. Elinizden, istif destenizden veya kişisel atma yığınlarınızdan kart oynayarak ortadaki inşa yığınlarını 1'den 12'ye sırayla doldurmaya çalışıyorsunuz. Sıranız bitince bir kartı atma yığınlarınızdan birine bırakıyorsunuz. Skip-Bo kartları joker olarak her sayı yerine kullanılabiliyor.
Ortalama bir parti 20 dakika civarında sürüyor. Ama oyunun donup kilitlendiği anlarda bu süre öngörülemeyen şekilde uzayabiliyor. Kısa oynamak isteyenler başlangıçta daha az kart dağıtarak süreyi kısaltabilir.
Resmi olarak 7 yaş ve üzeri. Aile oyunu olarak çocuklarla rahatça oynanabiliyor. Ama oyunun şans ağırlıklı yapısı nedeniyle strateji arayan yetişkin oyuncular için tatmin edici olmayabilir.
Her ikisi de Mattel tarafından yayımlanan kart oyunları ama mekanik olarak oldukça farklılar. Uno renk ve sembol eşleştirmesine dayalıyken, Skip-Bo sayıları 1'den 12'ye sırayla dizmeye dayalı. Skip-Bo genellikle daha uzun ve daha planlama gerektiren bir oyun.
İkisi de var ama şans ağır basıyor. Taktiksel oynayan biri beş maçın üçünü kazanabilir ama oyunun genel akışını kontrol etmek mümkün değil. Oyun kilitlenip donduğunda stratejinin pek bir önemi kalmıyor.
Kutu oyunlarına ilgiliysen ve kendi geliştirdiğim oyunu da görmek istersen, Casus Belli'ye göz atabilirsin. Sitemizden indirimli satın alabilirsin: lodos.org/casus-belli-klasik
Raşit Burucu, oyun tasarımı ve eğitimde oyunlaştırma alanlarında çalışan genç bir girişimcidir. Küçük yaşlardan itibaren oyunlara ve hikâye anlatımına ilgi duyan Raşit, Amerika, Almanya, Avustralya, İngiltere, İtalya, İspanya, Fransa, Rusya, Malta, Birleşik Arap Emirlikleri, Şili, Kanada gibi 20'den fazla ülkeden bireysel ve kurumsal müşterilere 15'ten fazla kutu oyunu tasarlamıştır. Türkiye'de yerli oyun üretiminin gelişmesini ve kültürel anlatıların dünya sahnesine taşınmasını misyon edinen Raşit, bu blogda kişisel oyun deneyimlerine dayalı dürüst incelemeler yazıyor.
Kişisel: @rasitbrc · Oyun: @casusbelli.kartoyunu · Şirket: @lodos.masaoyunlari