Puanım: 8.5 / 10
Akropolis, nispeten yüksek fiyatına rağmen “iyi ki almışım” dediğim nadir soyut/şehir kurma oyunlarından biri oldu. Antik Yunan temalı, üçgenimsi hex parçalardan oluşan kiremitleri üst üste istifleyerek kendi şehrini kurduğun, katmanlı bir tile-laying oyunu oynuyorsun.
Bu tarz için fiyat bandı yukarıda; “bir deneyelim bakalım” diye sepete atılacak ucuz bir oyun değil. Buna rağmen, masaya her geldiğinde “tamam, bu para boşa gitmemiş” hissi veriyor çünkü tekrar oynanabilirliği yüksek, çözmesi keyifli bir puzzle sunuyor.
Oyunu birkaç kere oynayıp rafa kaldırmalık değil; oturup arka arkaya partiler yapınca hem taş ekonomisini hem de katmanlı yerleşimi daha iyi okuyorsun, bu da tatmini artırıyor. Yani parayı mekanik derinlikte ve materyal kalitesinde geri alıyorsun, laf olsun diye ödenmiş bir fark yok.
Şunu net söylemek gerekiyor: Oyuncular arası doğrudan etkileşim çok zayıf. Temel yaptığın şey, ortadaki pazar sırasından kiremit almak; en fazla, başkasının isteyeceği taşı kaparak dolaylı olarak can sıkıyorsun. Ne saldırı var, ne alan kapma baskısı, ne de Cartographers’taki gibi haritaya “çöp” bırakma mekaniği.
Normalde “Kuzey Kaşifleri’ni bile etkileşimsizlikten eleştirirken burada susmak çelişki” diyebilirsin; ama Akropolis başka bir yeri dolduruyor. Oyun seni o kadar kendi puzzle’ına kilitliyor ki başkalarına fazla dokunmaman, burada tasarım tercihi. Zamanın;
Bu, sosyal etkileşim arayan masalar için eksik; ama soyut puzzle sevenler için fazladan oksijen alanı.
Akropolis’i masaya koyduğunda ilk çarpan şey materyal kalitesi. Kiremitler kalın, ağır ve elde “ciddi oyun” hissi veriyor; çoğu ince kartonlu tile-laying oyuna göre bariz üst segmentte. Renkler net, ikonografi temiz, baskı kalitesi tatmin edici.
Şu cümleyi rahatlıkla kurabilirsin: “Şu ana kadar gördüğüm en iyi üretim kalitelerinden biri.” Puan kâğıtları, taş token’ları, genel baskı dili – hepsi fiyat etiketini bir nebze aklıyor.Tek gerçek sıkıntı: Kutu boyutu. Gereğinden büyük, yanına iki–üç oyun daha sığacak hacimde. Şehirler arası bir yolculukta çantaya attığında, sırf bu kutu yüzünden taşıma yükün artıyor.
Oyun, şehir büyüdükçe masada ciddi yer istiyor; ama Knarr gibi absürt genişliklere ihtiyaç duymuyor. Yine de küçük kafede, dar masada, dört kişilik oyunda rahatsız edici olmaya yaklaşabilir.
Oynanış tarafında tur akışı basit:
Bu kadar basit bir turn yapısının bu kadar fazla karar üretmesi, oyunun asıl gücü. Hangi bölge tipine (konut, tapınak, pazar, bahçe, kışla vs.) yüklenip hangi plazalarla çarpan yaratacağını çözmek, beynini rahatsız edici değil tatlı bir şekilde zorluyor.
Bu oyun şurada parlıyor:
Yani etkileşim düşüklüğü, temiz ve odaklı bir puzzle hissiyle telafi ediliyor. Başkası seni sabote etmiyor, sen de sürekli “planım bozuldu” drama’sına girmiyorsun; tüm stres kendi optimizasyonunla sınırlı kalıyor.
Oyunda “bunu da eklesek ne olurdu?” dediğin çoğu fikir, doğrudan Athena ek paketinde adreslenmiş durumda. Athena genişlemesi; yeni bölge tipleri, yeni puanlama şekilleri ve modüler kurallarla oyuna çeşitlilik ve stratejik derinlik ekliyor.
Temel oyundan memnunsun ama “bir kademe daha fazla varyasyon ve karar yoğunluğu” istiyorsan, Athena mantıklı bir sonraki adım. Senin “ek paketini de alıp denemek istiyorum” hissin, tam olarak bu tasarım hattının hedeflediği yer.
Bu oyun 8.5 çünkü:
Ama tam 9–9.5 bandına çıkamıyor çünkü:
Özetle: Etkileşim beklentini makul seviyeye indirir, onu saf bir şehir kurma bulmacası olarak konumlandırırsan, Akropolis uzun süre pişman etmeyecek kalitede bir yatırım. 8.5, bu tarz bir oyun için gayet sağlam ve hak edilmiş bir not.